İnsanlar bence ikiye ayrılıyor
Uyuyabilenler ve uyuyamayanlar.
Ben doğum yapana kadar ilk grupta yer almaktaydım, şimdi 2. grubun önde bayrakla koşturan, kimi zaman flama taşıyan ferdiyim. Oğlum mu? Bilemiyorum.
Cevdet doğdu ve ben okuduğum kitaplardan öğrendiğim yöntemlerle onu uyutmaya başladım. Evdeki herkese bunu öğütledim. 40 küsur gün boyunca şşş-patla uyudu ve uyku öncesi rutini oldu ama….amaaaaa…. kendi kendine asla uyumadı, gece hep çok sık uyandı, sabah 5ten sonra her müdahaleyi reddetti uyumadı, en ufak sesten rahatsız oldu, TV açıkken uyumadı mesela, biri konuşurken de uyumadı. Onun uyuması için sessizlik gerekiyordu, uyuduktan sonra sesten pek rahatsız olmuyordu ama sesli ortamda “dalamıyordu”. 40 gün doldu, daha da büyüdü, uyuması kolaylaşmaya başlayacak diye düşünürken daha da zorlaştı. Bu arada ben EASY uygulamaya çalışıyorum ve uyumadan önce kat’iyen emzirmiyorum. Şşşş-patla uyutmanın 1.5 saati bulduğu günlerden bahsediyorum. Artık dayanamadığım, yorgunluktan ölmek üzereyken saç kurutma makinesini devreye sokmak zorunda kaldığım günlerdi.
Cevdet 2 aylıkken annem geldi ve beni bu halde buldu. Bir kaç gündür bebeğimi ayağımda sallamaya başlamıştım, çünkü başka türlü uyumuyordu artık. Ve geceleri 4-5 defa uyanmaya, 5ten sonra uyumamaya devam ediyordu. Ben ise okuduğum kitaplardan yaptığım mühendis çıkarımıyla şu sonuca varmıştım: Kesinlikle accidental parenting yapmıştım bir şekilde (ki nerede yaptığımı çözemiyordum bile) ve bebeğimin uyumayı öğrenmesine engel olmuştum. Ben hatalı olmasam bütün gece uyuyacaktı. Kesinlikle yanlış yapıyordum, suçluydum. Adını şu anda koyabildiğim bir depresyondaymışım
Kendimi çok yıprattım bu yüzden. Herkese sordum, araştırdım. Tek hatalı davranan ben gibi gözüküyordum ve bu durum canımı çok sıkıyordu. Annem ise her bebeğin bir olmayacağından, kardeşlerimden de örnek göstererek beni sakinleştirmeye çalışsa da… sakinleşmiyordum. Evimizde Cevdet’e ayırabileceğimiz bir oda yoktu (şu an ise olması mümkün bile değil) kendi yatağında yatırsam da sallayarak uyutuyor ve kendimden sürekli nefret ediyordum.
Ne demeye çalışıyorum: Bazen olmayınca olmuyor. Okuduklarınız her bebeğe uymuyor. Cevdet başka bir bebek olsaydı emeklerim 40 günlükken meyve verecek ve kuzucan mışıl mışıl uyuyacaktı. Hala Tracy Hogg yönteminin muhteşem bir yöntem olduğuna inanıyorum ve 2. çocuğum olursa ona da uygulamayı düşünüyorum. Ama bazı bebekler gerçekten “good sleeper” iken, 40 günlükken kesintisiz uyumayı başarmış iken diğerleri -hala- gecede 3-4 kere uyanabiliyor ve asla emmeden uyumuyor. İlk başta bunu kendi adıma bir başarısızlık olarak değerlendiriyordum ama dinlediğim, okuduğum, araştırdığım kadarıyla bebeğimi kabullendim. Son kararım şu, bebeğimle inatlaşmaktan kaçınıyorum. Cevdet zaten ağlayan bir bebek değil. Haftada 2 kere ağlarsa ya düşmüştür ya da biri onunla inatlaşmıştır. Mesela gece uyandığında emziğini verip pışpışlamaya başlamışsam deliler gibi ağlar ve “Anneeeeee memmeeeeeee” der. Ve ağladıkça uykusu açılır, bu sefer gecenin 2 sinde Ali Baba’nın çiftliğini gezmeye başlarız. ağlayan bebek olmadığı için yatır-kaldır yapamıyoruz mesela. Kollarını açıp beni al diye kızıyor ama ağlamıyor. Yatır kaldır hadi rafa. Ama kollarını salladıkça daha çok uyarıldığı için uyuması daha da zorlaşıyor falan fıstık. Sözün özü: değiştiremiyorsan kabullen diyorum.
Aylarca Tracy Hogg yüzünden yaşadığım depresyonu rafa kaldırdım şimdi. Şu anda nasıl uyuyoruz? Uyku öncesi rutinimiz hep oldu. Uyku saatinden yarım saat önce ışığı söndürüp abajuru yakıyoruz. (Bizim evimiz tek oda
ehiihii) Yatak odası, bebek odası, mutfak ve salon hep aynı yerde) Kitap okuyor ve sevdiği müzikli oyuncağın müziğini dinliyoruz. Sonra yatağına koyup dönenceyi açıyorum. Biraz dönenceyle konuşuyor. Uyut sesi verince ninni söyleyip omzuna dokunarak uyuyor amaaaa bazen sallanmak da isteyebiliyor, bazen meme istiyor, bazen biraz daha oynamak istiyor. Ve istekleri karşılanmazsa UYUMUYOR. Bütün bunlara rağmen ben hala rutine uymaya, kendi uyuması için ona zaman vermeye, her zaman yatağında yatırmaya, uyku saatinden önce evde olmaya özen gösteriyorum. Tüm şartlar sağlanmış ve hala beni istiyorsa isteğini yerine getiriyorum. Anne devamlılığını kazanması açısından bunun gerektiğini, gerekmese zaten istemeyeceğini değerlendiriyorum. Yanımda yatınca mutlu olacağını bilsem yanımda bile yatırırım ama bir gece denedik ve ikimiz de sıkıldık. Bir emzirme seansı sonrası yatağına şutlandı kerata.
Uyku konusunda çareleri denemiş ve denemeye devam eden ama kendilerince sonuca ulaşamamış olan annelere tüm güzel önerileri uyguadınız ve 1 ay boyunca denemenize rağmen hiç birşey değişmediyse kabullenin ve ne bebeği ne de kendinizi yıpratmayın diyorum. İnanın kabullenince daha kolay oluyor hayat.
*Fotoğraf : Adana, Ağustos 2009. Cevcük 3 ay 25 günlükken
Kategorisi: Uncategorized | 5 Yorum »


Bir zamanlar bana C i z r e’ye gittiğine mutlu olacaksın deseler şaşkın şaşkın bakar, sonra da Hadi ordan derdim muhtemelen. (Belki kısmet diyebileceğim fuzzy bir anıma da denk gelebilirlerdi o başka). İşte dün ben Cizre’ye giderken çocuklar gibi şendim. Yanımda eşim, bebem, pusetimiz, oldukça tekdüze giyinmişiz… Cizre’nin bir tane ana caddesi var zaten, o caddede saatlerce bir aşağı bir yukarı yürüyüp girebildiğimiz tüm dükkanlara girip karıştırıp acıkınca hayatımda gördüğüm en şık (gerçekten) simitçinin arka bahçesinde oturup oğlumuzla birlikte mutlu bir gün yaşadık. İstanbul simitçilerinin korkunç çayının aksine muhteşem lezzetli birer kupa çay… Zaten burda hava hep ilkbahar. Kısa kollu giymediğimize pişman olduk.
