Turuncu ve Mavi

Maviden kopamayan bir turuncu öyküsü…

Annem yanımda olsun

Yazan: kisd Temmuz 2, 2009

Bana bişey olmazzz

—-

Her ne kadar arada gitmekle tehdit edilsem de annem bir haftadır yanımda:) eşim 12 temmuza kadar şehir dışında, annem de kaçıp gitmezse o zamana kadar yanımda :)

Annem geldi geleli dinlendim biraz, bebeğe yalnız bakmak ne kadar da zormuş meğer.

24 temmuz sabahı da biz bebeğimle anne evine yolcu olacağız, babası da Şırnak yolcusu.

Ayrılııık ayrılık…

Yarın 2 ayımız bitiyor, kontrole ve aşı olmaya götüreceğim minnoşu. İlk defa babasız gideceğiz, bence hüzünlü… Bu eş düşkünlüğü pek fena pek…

Neyse ki annem yanımda, yoksa çok zor geçerdi bu günler.

ağladı minnoş, benden bu kadar.

Yazı kategorisi: Uncategorized | Leave a Comment »

Kararsızlık ve gölge

Yazan: kisd Haziran 22, 2009

Annemin benden hariç 4 tane daha çocuğu olması bazen hayatımı zorlaştırıyor. Neden mi?

1- 24 haziran akşamı itibariyle ihtiyaç duyduğum annem yanıma gelme konusunda direniyor, bahane diğer bebeler. Bebelerin en ufağı 15 yaşında :)

2- 7 temmuzda bebelerin 25 yaşında olanı ABDden gelecek, Adana’ya gidecekmiş doğrudan. Annem orda olmazsa olmaz anlıyorum. Bebelerin 22 yaşında olanı da haftaya gidecekmiş ana ocağına, anlıyorum. E çocuğum gitmeyin, hepiniz  buraya gelin. Benim anneme ihtiyacım var, 11 senedir ilk defa bu kadar fazla hem de…

Annem gelmezse ne yaparım sorusuna çok cevap aradım, şıkların kimi hoşuma gitmedi, kimi de uygulanabilemezdi.

1- Eşin ailesi yazlıkta ve zaten beraber rahat edemediğimiz aşikar,

2- Teyze haftaiçi yoğun çalışıyor, haftasonu müsait sadece

3- Yalnız kalmak istemiyorum temel problem bu zaten

4- Bütün arkadaşları teker teker aklımdan geçirdim gelebilecek durumda olan bir Allah kulu yok…

5- Ben Adana’ya gitsem dedim ama 13 temmuzda geri dönmem ve 24 temmuzda tekrar gitmem gerekiyor. Ufacık bebeğime bu kadar yolculuk nasıl gelir bilemedim, yeni yeni kurmaya başladığımız düzen 3 kere bozulacak.

Sonuçta ağlayıp sızlandım ve annem gelmeye karar verdi. Bakalım son anda karar değiştirirse ne yapacağım meçhul.

Bugün tatlı bebişin uyumasını bekledim sabahtan. Uzunca bi sabah uykusu var ama bugün biraz geç daldı. Bir arkadaşımı çağırdım bana eşlik etsin diye ve taksiye atlayıp kuaföre uçtuk. Tatlı Cevdet takside uyumuştu. Kuaförde gölge yaptırıp saçımı kestirmeme ve fön çektirmeme yetecek kadar bir süre boyunca uyudu maşallah. Sonra taksiye atı eve getirdim, yemeğimi yediğimde uyandı ve bol bol emdi. Emmeden evvel anakucağında terlediği için üzerini değiştirmeye kalkıştığım için ise bol bol kızarak ağladı. Yazık baya acıkmıştı kuzum.

dün gece zor bir gece idi, kakasını yapamadı ve uzunca bir süre uyanık kaldı, sonra da ben uyuyamadım tekrar. Telafi olarak kuaföre gitmeme izin verdi. Diğer zor gecelerin de böyle güzel telafileri olmasını ümit ediyorum sevgili bebeğim. Sen bir melek bebeksin.

Yazı kategorisi: Uncategorized | 5 Yorum »

Neyim var benim böyle?

Yazan: kisd Haziran 17, 2009

Ben manyak oldum sanırım.

İçinde bulunduğum ruh halini başka türlü açıklamak zor.

Eşim yanımdan bir an bile ayrılmasın istiyorum, kalbim sürekli çarpıntı halinde. İşe gideceği zaman hüzünden ölüyorum, geç kalma ihtimali olduğunda kahroluyorum. Durup dururken o aklıma geldiğinde ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Bana neler oluyor? Hiç böyle olmamıştım daha önce…

Bebeğimle yalnız kaldığımda içime garip bir hüzün çöküyor. Sorumluluk bana ağır mı geldi acaba? Ne yapacağımı bilemiyorum. Oysa ki lohusalık süresini doldurdum. Artık geçmeli değil miydi bu haller? Bana neler oluyor söyleyebilecek, yardım edebilecek olan var mı? Çünkü ben doğurmadan önce bu halimle alakasız biriydim. Şu an kendimi tanıyamıyor, bu kendime alışamıyorum.

Haftasonu bebeğim ve eşimle teyzemlere gittik. Teyzem doktor gözüyle bebeğimize baktı, sevdi. Anneannemler de gelmişti, tek eksik annemler idi. Cevdet beyi teyzeme emanet edip alyans almaya gittik. Eskisi gibi sadece eşim ve ben. Galiba eşimle iki kişi olduğumuz günleri çok özlüyorum. Bebek uyanacak stresi altında olmadan birbirimize vakit ayırabildiğimiz o günleri… Bu yeni hayata alışması güç belki de… Neyse, cumartesi günü bu şekilde geçti, akşam da eşimin anneannesine uğradık dönüşte. Sonra eve geldik, bebeğimizi yıkadık, uyuttuk. Pazar günü öğleden sonra eşimin işi çıkınca içime bir sıkıntı çöktü. Evde yalnız kalmak istemedim. Atladım taksiye ve tekrar teyzeme… Takside bebeğim uyudu. Teyzemde de bir süre uyudu ve biz de çay içip sohbet edebildik. Zaten kısa süre sonra uzaklara gideceğimiz için kim bilir teyzeciğimle bu sohbet ne kadar değerli olacak. O akşam eşim bizi alana kadar bebeğimle genelde teyzem ilgilendi, ben de dinlendim sanırım biraz. Evet ya insan bir can yoldaşı istiyor, bütün mesele bu olsa gerek.

Sorumluluk duygusu mu acaba beni böyle acaip bir insana dönüştürdü. Bebeğim büyüdükçe geçer mi bu hal? Ya da annem yanımda olunca düzelir miyim? Acaba eşimi kaybetme korkusu mu yaşıyorum? Bunu yazarken bile gözlerim doluyor hemen.

Cevdet büyüyor, 45 günlük oldu bile annesinin manyaklıkları sürerken. Artık gözüyle bizi takip ediyor, beni ve babasını tanıdığını belli eden hareketleri var. Banyo yapmayı çok seviyor, giyinmeyi sevmiyor. Genelde iç badisini giydirdikten sonra ağlamaya başlıyor. Agucuk yapmaya başladı bir kaç gündür. bizim dana desenli koltuklarımızla konuşmaya bayılıyor. Koltuklarda bolca kahverengi leke ve beyaz alan var sanırım kontrastı bizim kuzuyu mestediyor. Ara sıra gazı oluyor, özellikle de sabah 5 sularında mutlaka ya gaz ya da kaka yüzünden uyanıyor. Gaz çıkarmaya çalışırken vücudunun girdiği şekiller çok komik:) Keyfi yerindeyse bıraktığımız yerde kendi kendine bir müddet durabiliyor ama sıkıldığı anda almazsak inanılmaz sinirlenip çok ağlıyor.

Ayrıca, itiraf ediyorum artık ayağımızda sallayarak uyutuyoruz. Diğer yöntemler elimizde patladı.

Ve ben o kadar kitap okumuş biri olarak hala nasıl düzen oturtacağımı bilemiyorum, aferim bana.

Şu şehir değişikliği zihnimi öyle etkiledi ki, yapacak o kadar çok şey var ki…

Hayırlısı…

Yazı kategorisi: Uncategorized | 11 Yorum »

Kırk küp, kırkının da kulpu kırık küp

Yazan: kisd Haziran 12, 2009

Eveeeeet nihayet kırkıncı güne ulaştık. Aslında kırk rakamının bu kadar bereketli olduğunu daha önce hiç anlamamışım. Kırk gün geçti, bir yandan aaa o kadar geçti mi yaa diyorum, bir yandan da sanki kırk asırdır Cevdet’i emziriyor, altını alıyor, gazını çıkarıyor, uyutmaya çalışıyorum. Bu sabah babaannesi geldi, bebeğimizi yıkadık ve pirinç mirinç bişiyler yaptı anlamadım neyse bitti ya çok şükür. Ben anlamam öyle kırk uçurmak felan. Kırk gün doldu mu, doldu! Çok şükür o zaman:)

Babaanne bir haftadır bizimle değildi. O yüzden ben biraz sakinleştim ve huzur buldum. Aslında çok iyi niyetli olduğunu biliyorum. Ama işte kayınvalidenin en iyisi bile insana batıyor. Kendi annem olsa “Aman canım huyu böyle nasılsa” der geçerim… Zaten hamileliğimde annemin nazını az çekmedim.. Nesse… Şırnak yolları taşlı geliyor sarı saçlı:)

Saydık da eşimle beraber geçireceğimiz günler azalmış. Can yakar. Hazır bebeğimizin kırkı da çıkmışken tavsiyeleriniz var mı? Nasıl gezilir bebekle? Bebeğim sadece anne sütü alıyor… bazen emzik de kabul ediyor lütfederse. Chicco for me puset ve ana kucağımız var. Bize bir aktivite planı sunsanız ya:) Ya da ben artık bebeğimle tek başıma çıkabilirim sanırım, bu konuda bir arkadaşım epey cesaretlendirdi sağolsun. Ama hala içimde bir yanım tedirgin. Neyse site içi gezilerle başlarız olmazsa, sonradan dışarı da taşabiliriz.

Ne diyordum, hmm. Eşim artık o kadar yoğun değil. Akşam makul saatlerde eve gelebiliyor. Akşam geldikten sonra zaten Cevdet’i o kadar özlemiş oluyor ki emzirme ve alt değişimi dışındaki faaliyetlerde bana yardımcı oluyor. Geç yattığı için de bazen bebişim uyumazlık ederse babasına satıyorum. Bu düzene çok alıştım. Keşke eşim hep böyle çalışabilecek olsaydı ama bunun mümkün olmadığı aşikar. Haziranın son haftası 2 haftalığına şehir dışına çıkacak mesela. O sırada annem yanıma gelecek neyse ki… Anne gibisi var mı? Sonra eşim dönecek, annem Adana’ya gidecek, temmuzun son haftası da ben Adana’ya eşim Şırnak’a… Eylül sonu da ben eşimin yanına geçeceğim. Yaklaşık 2 ay bir ayrılık, bir hasret çekeceğiz.Sonu güzel olsun. Bu haftasonu koli faaliyetlerine de başlamayı planladık. Bi de benim abiye bişiy almam lazım. 3 kilo kaldı doğumdan ama genişleyen rahim henüz toparlanmadığı için karın bölgem 38 bedeni bile aşmış. 38-40 arası bişiy olmuşum. Hamilelik öncesi bol gelen gömleklerim ancak oluyor. Bu durumda göğüsten aşağısı bollaşan bir elbise alabilirim ancak.

Haftasonu bi cesaret ilk defa Cevdetle hastane dışında bir yerlere gitme niyetimiz var. Hmmm bi kere de bi arkadaşımıza gitmiştik ama o sayılmaz. Açık mekan gibi mesela boğazda bir kahvaltı ve bir gezinti… Acaba yapabilir miyiz? Biz önceden spontane yaşayan bir çifttik. Sabah uyandık ve çok açız, ve kahvaltı hazırlayasımız yok ise atlayıp arabaya boğaza inerdik. Çok sevdiğimiz bir kaç sabit mekan vardır, oralara giderdik. Sonrasında da eşimin yoğunluğuna göre hadi sür kaptan şuraya… Hamileliğim boyunca haftasonlarımız çok güzel geçmişti. Eşim yoğun olsa bile bir günü bize ayırıyordu. Özlüyorum o günleri… Acaba bebeğimizle nasıl olacak? Acaba tek gereken şey cesaret mi?

Bana şöyle bir cibinlik lazım, bundan satılan bir yer biliyorsanız yardımcı olur musunuz? Karyolanın üstüne gerilecek, alt kısmı yere değmeyecek, kesinlikle dalgası ya da kıvrımı olmayacak ve alt kısmı lastikli olup karyolayı kavrayacak. Şırnak’ta epey haşere varmış, evi ilaçlatacağız ama ne olur ne olmaz diye böyle bir cibinlik edinmem lazım.

Bi de şu bez dolaplar nerede satılır acep?

Herkesi öperim:)

Yazı kategorisi: Uncategorized | 3 Yorum »

Sekizcan bir aylık oldu bile

Yazan: kisd Haziran 3, 2009

Deli anneden normal anneye dönmeye başladım. Lohusalık sanki yavaş yavaş üzerimden akıp gidiyor, aman aksın kalmasın. Babaanne evde yokken çok huzurluyum, bebek de huzurlu. Babaanne gelince ikimize de bi haller oluyor. Babaanne de kararlı, 40 gün bitmeden yalnız bırakmayacak. Cinlenirmişiz… Zaten cinlendim huzursuzluktan haberi yok. Oh, neyse neyse, aksın aksın kamasın :) Batıl inançlarla savaşımı kazandım ama evlilik yüzüğüme mal oldu. Şu anda zavallı alyansım muhtemelen Marmara denizinin derin sularında mutlu mutlu kulaç atıyor. Bebeği yıkadığın suya altın koymak da neyin nesi yahu… Gitti yüzük. Yüzüğün gidişinin akabinde çıldırdım zaten ve evde bütün batıl inançlara yasak getirdim. Allah sonumuzu hayretsin bunlar nasıl iştir anlamadım. Bizim ailede hiç böyle adetler yoktur, alışkın da değilim, sempati bile duymuyorum. Baya baya çıldırdım anlaşılacağı üzre…

İkinci konu herşeye karışılması… Gel 40 geeel geeel gel. Gazı olan bebeği kucakta hoplatmazsın da ne yaparsın? Hareket etmesi lazım. Olmaz, kucağa alışırmış. Kucakta geğreği batarmış. Aman yarebbim aklımı koru. Sonuçta: annecim geeel geeel gel!

Ve bütün bu harala gürele ve sabır durumları arasında 1 ay bitti çok şükür. Dün akşam babaanne kendi evine gitti, ne huzurluyum. Birazdan gelecek ve üzülüyorum. Hayat ne garip vapurlar felan. Beni kendi halime bıraksa halbuki hayat pek kolay. Uyduruk da olsa yemek yapabiliyorum, evin pırıl pırıl olması hiç umurumda değil açıkçası. Sadece huzur istiyorum. Sadece huzur. acaba ben nasıl bir babaanne olacağım? Allahtan hayırlısı…

Anne ile bebeğin arasına girilmemeli. Bebeğin dilini en iyi anne anlar. Anne yardım istemeden koşmamalı. Bebekle iletişim kurma fırsatı annenin elinden alınmamalı. Anne teşvik edilmeli, şefkatle kucaklanmalı ama onun görevi üstlenilmemeli.

1 ay…

Cevdet bey:

- Cin gibi bakıyorsun etrafa, kafayı tutuşuna hastayım.

- Hastane çıkışları tam gelmeye başladı, çok minik, çok şeker.

- cumaya 1. ay kontrolümüzü olacağız, boyunu kilosunu henüz bilemiyorum

- Kucağımda uyuyakalmasına bayılıyorum

- 2 gündür yüzüme daha bi manalı bakıyor, içim eriyor

- Ey hayat, sen ıssız sularda bir dolunaysın!’

Yazı kategorisi: Uncategorized | 7 Yorum »

Anne ve bebek

Yazan: kisd Haziran 1, 2009

Cevdetle 097

Günler geçerken 4 haftayı devirmişiz bile. Hayat artık 24 saat, gece gündüz yok. Alışmaya mecbursun :)

Yazı kategorisi: Uncategorized | 6 Yorum »

Yiter gari!

Yazan: kisd Mayıs 31, 2009

Cevdet uyusun hemencik, gazı neyim olmasın, babası evde bile çalışma huyundan vazgeçsin herşeyi bırakıp benimle ilgilensin, Cevdet gece boyunca uyusun, ben artık şu lohusa hallerinden kurtulayım, süt mafyası uzak dursun, annem yanıma gelsin, günler çabuk geçsin, eşim uzaklara gitmesin.

amin!

Yazı kategorisi: Uncategorized | 1 Yorum »

Ajitasyonun böylesi…

Yazan: kisd Mayıs 26, 2009

Cevdet acıkmıştır ve anneyi çağırır. Anne ellerini yıkamakta olduğundan baba Cevdet’i geçici olarak kucağına alır. Açlıktan gözü dönmüş olan bebek hızla kendi ellerini kemirmeye başlar.. İş bu sahne dünyada görülüp görülecek en ibretlik ajitasyon görüntsüdür. Hem anne hem baba gülseler mi ağlasaklar mı bilemezler. Cevdet memeyi götürür :)

Dün gideceğimiz yerden çok kıymetli birini aradım. Uzun uzun konuştuk ve yeni tanışmamıza rağmen çok sıcakkanlı ve çok yapıcı bir tavrı vardı. Bana cesaret ve güven verdi doğrusu. 2 okul çağında çocuğuyla oraya gitmiş birisi. Çocukları köy okulunda okuyormuş şimdi. E hep ABD’de, İstanbul’da, Ankara’da mı yaşayacağız, bir de buraları koklamak lazım dedi. Aşı gibi konuların sorun olmadığını, hızla getirtilebildiğini öğrendim. Ortamın da güzel olduğunu, hatta haftasonları brunch düzenlendiğini, kışın hava ılık olduğu için çocukların gün boyu dışarda olduklarını, belki de tek zorluğun tek odada yaşamak olduğunu… O zorluğu ben resimle, kitapla bir şekilde elimine ederim. Şu anda da 70 m2de yaşıyorum zaten sarayda değil. Kargo çalışıyor, internet var, hayat güzel.

İyi iyi… Kendime geliyorum ben :)

Destek veren herkese çok teşekkürler ve gönül dolusu sevgiler.

Yazı kategorisi: Uncategorized | 5 Yorum »

Hayat…

Yazan: kisd Mayıs 25, 2009

Şok haberin üstünden bir kaç gün geçince daha sağlam düşünmeye başladım. Zihnimde bazı çözümler şekillendi. İlk çözüm şu: ücretsiz izin bitene kadar yurdumun gitmediğimde benim olmayacak olan yerine gidip orayı görmek, eşime destek olmak, onunla kalmak. Bu esnada bebeğim de büyüyecek. Bazı lükslerden fedakarlıkta bulunmak zorunda kalacağım tabii. Mesela bebeğimi alıp sahilde turlayamayacağım, kitapçı raflarının arasında kendimden geçemeyeceğim, çıkıp da arkadaşlarımla bir kahve içemeyeceğim… Bunları özleyeceğim ama belki de orada başka güzellikler yaşayacağım.

Geçtiğimiz hafta eşiyle birlikte eşimin gideceği yere gitmiş ve orada yaşamakta olan biriyle konuştum. Çok şeker bir bayandı. İçimi çok rahatlattı. Tek oda bir misafirhane varmış. Tahminimce 25 m2 civarı. Tuvalet-banyo mevcut. Kendisi önemli gördüğü eşyalarını (koşu bandı dahil) götürdüğünü söyledi. Bu önemli çünkü bebeğimin karyolasını falan götürmek istiyordum. Biraz araştırdım, yakınlarda Nusaybin var, orada mobilyacılar da varmış. Benim için yatak-yorgan önemlidir çünkü. Sıkılma olasılığını göz önüne alabilir miyim bilmiyorum, zira Cevdetle günler o kadar dolu geçiyor ki… Benim tek sıkıntım sağlık problemi olasılığı! Hani suları kirli olabilir, Cevdet’in aşıları aşırı derecede önemli. Ama aynı misafirhanede kalan bir doktor varmış, bu da rahatlattı beni. Şu anda sonbaharı bekliyor durumdayız. Eşim ağustos ortasında gidecek. Ben havalar biraz daha serinleyince… İstanbul’daki evi bozmayacağız ilk etapta. Belki geri dönerim orada yapamazsam. İki ucu şeyli değnek. Babasından uzak çocuk büyütmek mi, ıssızda zor bir hayat sürmek mi?

Sabretmeden pişmiyorsa insan… Belki de bu benim sabır sınavım. Biliyorum çok uçarı çok manyak ve dünyaya epeyce düşkün bir kişiymişim. Son günlerde bebeğimden ve bu tayin meselesinden sonra bunu daha iyi anladım. Belli bir olgunluğa erişmek için hayatın bana bir sınav hazırladığını açık ve net olarak görüyorum. Bakalım ben bu sınavı başarabilecek miyim?

Gel 2011 geeel geeel gel.29 yaşında olgun bir bayan yap beni. Bebeğimi sağlıklı bir şekilde büyütebileyim. Herşey iyi sonuçlansın.

Cevdet’e taktığımız isimleri unutmadan yazmalıyım:

1- Tiger (küçük bir kaplan gibi esniyor)

2- Digav (esnerken çıkardığı ses)

3- Kaplan yavrusu

4- Aranovski (meme arama refleksinden geliyor)

5- Sekizcan (bazen kucağımızda öyle bir şekil alıyor ki sekiz oldun yavrum diyoruz, bu isim de ordan gelmekte)

6- Cevcük (bu da isminden türedi)

Yazı kategorisi: Uncategorized | 7 Yorum »

Uzaklara sevdalı, hep uzaklara…

Yazan: kisd Mayıs 22, 2009

Eşimi çok seviyorum, öyle böyle değil, bazen diyorum ben manyak mıyım? Özellikle hamilelik dönemimde ve Cevdet doğduktan sonra iyice düşkün oldum kendisine. eve gelmedi mi gözüm camlarda, yanımdan ayrılmasın isterim deli gibi… 2003 baharında tanıştık biz. Ben henüz Boğaziçinde öğrenciyken… Bizim okulda tanışmıştık, sonra arkadaş, sonra da eş olduk birbirimize. Evlenmeden önce 1 sene ayrı kalmıştık. Eşim ABDde idi ve her gün telefonla konuşmazsak günler geçmiyordu. O günleri atlattık, evlendik, bir araya geldik, çok çalılıp günlerce birbirimizi görmediğimiz zamanlar oldu. Yine de eksilmedik.Birbirimize çok kızdığımız zamanlar oldu, ama geçti. Geriye hep güzel duygular kaldı.

Bunları niye yazıyorum? Çünkü bu sabah bundan sonraki 2 seneyi eşimin Şırnak’ta geçireceğini öğrendik. Evimizi taşıyabileceğimiz bir ortam olmadığı için ben bu çok sevdiğim İstanbul’da çok sevdiğim sitede yalnız başıma kalmaya devam edeceğim. Düşünüyorum da onsuz ne anlamı olacak bu şehrin, bu sitenin… Evde onun çamaşırları dururken ben özlemeden nasıl duracağım. Bebeğimi babası uzaktayken büyütmek nasıl olacak? Bilemiyorum. Niyetim ücretsiz izin de alarak iznim bitene kadar bir şekilde eşimin yanında olmak. Sonrası Allah kerim diyoruz. Bir günlük yokluğuna dayanamazken şimdi belki aylarca özlemek zorunda kalmak… Benim gibi duygusal ve özellikle şu anda lohusa manyaklığında olan bir insan için bu hisler tarif edilemez derecede fazla. Sabahtan beri ağlıyorum, bari dedim bloğa yazayım da rahatlarım belki.

Keşke araba kullanmayı öğrenseymişim fırsat varken, şimdi babamız uzaktayken kendi işimizi kendimiz görmemiz gerekecek. Nasıl olacak? Neyse du bakalım kisd, herşeyin hayırlısı.

Yazı kategorisi: Uncategorized | 6 Yorum »