Little Miss Sunshine

Çok güzel bir filmdir. Parça parça bir sürü konusu vardır aslında; küçük bir kızın “en güzel” olma hayaliyle bu hikayecikleri özenle birleştirir. Sonra sarı bir VW minibüse yükler ve gezdirir o hayalleri. Sunshine kelimesini çok severim. Ben de her sabah kendi küçük gün ışığımla güne başlıyorum. O artık çoook büyüdü. Gözlerinden, tebessümünden sevgi fışkıran miniş çocuk oldu. Dün, evde onu bırakıp kızkardeşimle “sosyete” pazarına gittik. Meydanda sosyetik kimsecikler yoktu, lakin bu sarı minibüsçük bebeğimin olma ümidiyle bir tezgahtan bana el sallıyordu.

Cevdet beyin alt kesiciler 3 adet hala. 4. alt kesici ve alt sol taraftaki küçük azı haftalardır şiş durumda. Onları bekleyedurayım bebeğim her yemekte bildiğimiz kuru soğanı çatır çutur yemekte. Dün ağzını bir teftişten geçirmeye karar verdim. Bir de baktım ki sağ üst küçük azı patlamış bile. Tamamı çıkana kadar biraz uğraştıracak gibi görünse de ilk azının nişanını görmekten mutluyum, heyecanlıyım. Azı diş önemli yahu.

Cevdet başka bir boyuta geçti sanki. Her günü yeni bir kelime ile çıkıyor karşıma. Herkesten bişeyler öğrenip birleştiriyor zihninde. Hemen öğreniyor. Heyecanlıyım. Kitaplarını kendi kendine okuyor bazen çok komik oluyor. Arabalarına boncuk dizilerini doluşturup gezdiriyor. Yemek yerken, özellikle kahvaltıda peynir parçaları kapısı açılabilen arabalara doluşup gezintiye çıkıyorlar. Çok eğlenceli günler geçiriyoruz bu açıdan. Hareketleri serileştikçe yerinde durma ihtimali de ortadan kalktı. Hava çok sıcak olduğu için gündüz dışarıda enerji atmak namümkün. Artık evde bulabildiğimiz kudurmalarla yorulmaya-yormaya çalışıyoruz. Evin içinde itebileceğim küçük bir bisiklet alsam mı diyorum bir yandan… Bir yandan da bu şehirdeki ev sayısına nazaran neredeyse hiç çocuk parkı olmamasına kızıyorum için için. Cevdet’i çocuk parkına götürmek için taksiye biniyoruz :) Bi acaip… Söylenen herşeyi anlıyor. Bazı kelimelerin yerine ingilizcelerini kullanmak zorunda kalıyoruz artık. Hoşuna gitmeyecek veya anında isteyeceği şeyler konusunda şimdilik çözüm bu şekilde. Bu yaştakiler isteklerinin anında olmasını istiyorlar malum.

Çöp kamyonunun veya geçen bir uçağın sesini duyduğunda tek yön balkon. Elinde her ne varsa bırakıp koşa koşa balkona gidiyor ve söz konusu araç gidene kadar bakıyor. Çöp kamyonunu göremezse birimize yapışıp kucaktan izliyor.

Dün kitaptaki kelebeği gösterip kollarımla pırpır yaptım. Sabah kızkardeşim aynı kitabı okurken kelebeği gösterip pır pır yapmış kollarıyla, babası okuyor musun bunlar sana :)

Söylediği kelimelerin bir çoğunun ortak noktası “noktalı harfler” içermeleri:

- diş

- çiçek (balkondaki fesleğeni koklarken bilhassa)

- saç

- ışık

- şu

- kuş

- uçak

Eskiden gıpne gıpne diye bağırarak yürürdü. Şimdi gıbili, gıbili diyerek koşuyor. Bunun ne anlama geldiğini henüz çözebilmiş değiliz :)

Bir de saat merakı var. Her türlü saati gösterip onlarca defa -sa demekten ve saat dedirtmekten zevk alıyor.

Annemlerin salonunda büyük bir kütüphane var. O kütüphanenin alt raflarında yer alan kitaplar haftada bir kaç kez yer değiştiriyor. Açıp okuyormuş gibi sayfalarını aktarıp kapatıyor veya bize getiriyor.

Diş fırçasıyla tanıştırdım. Yemeklerden sonra banyoda az bir süre diş fırçası kullanıyoruz beraber. Henüz oyun aşamasında.

Tuvalet konusunda oturakla tanıştırmak istesem de annem koyu bir oturak karşıtı olduğu için malesef erteledim.

Bu yaşta herşeyi çok çabuk öğreniyorlar, yapamaz demeyin bir-iki defa gösterince hemen yapıyorlar. En azından denemeyi öğrenir.

Şekilleri ilgili deliklerden sokma oyuncağıyla oynarken denk getirebildiği delikten zorla da olsa her türlü şekli içeri tıkmaya çabalaması çok komik.

Oyuncak böcekleri kamyonun arkasına doldurup gezdirmesi de öyle…

Komik ve şirin ve yorucu ve bir tane..

Önümüzdeki cuma evde kardeşlerden hiçbiri kalmamış olacak. Sinemaya falan gittiklerinde bile üzülen ve oda oda onları arayan miniğim acaba ne yapacak?

Benim de bu aralar düşünceli bir halim var. Kendimi, benliği, anne olmanın sorumluluğunu, şu dünyada kapladığı yerin hakkını vermeyi ve hakkını verecek bir evlat yetiştirmeyi, evrensel değerleri… bu değerleri miniğe kazandırırken geçirdiğimiz kendi dönüşümümüzü -ya da geçireceğimiz dönüşümü-  hayatın anlamını… neden burdayımı… düşünüyorum boş kaldıkça.

Geceler serin.. Şehir gece vakti ayakta. Benim gibi ışık ve sesten rahatsız olan biri için uyumak zor. Odamın baktığı cepheden göl görünürdü eskiden. Artık gözükmüyor. Bir bina diktiler oraya, özel hastane vardı, büyüttüler. Oraya baktıkça içim acıyor. Ne harika bir manzaram vardı… Geceleyin uyuyamadığımda suya yansıyan ışıklara bakar düşünürdüm. Artık düşünürken gözlerimi kapatıyorum. Binalar ruhumu sıkıyor ve dağları özlüyorum. Ş ı r n a k’ta geceleri milyonlarca yıldız uzansanız ellerinize değecek kadar yakındır. Geceleri -böceklere tahammül edilebilirse- gökyüzüne bakmak çok keyifli olur. Şehirlerin gökyüzünü ve düşünceleri boğan ışıklarından sıkılıyorum. Yaşım geçmeden içim geçmiş olabilir mi?

Hülya’nın FBde dediği gibi… Özgür bir ruh o. Canının istediğini kendi bildiği tarzda yapan bir çocuk. Kendi istemediği hiç bir şeyi hiç bir şekilde yapmayan… Bundan sonra yol daha zor bebeğim benim için. Umarım yoluna uygun şekilde aydınlık yansıtırım kendi aynamla.

About these ads

3 Yorum (+add yours?)

  1. sirar
    Tem 25, 2010 @ 15:13:26

    şehirde adam başına metrekare hesabı gök düşer. kolay değil gönlü genişlere.. özledik seni.

    Cevapla

  2. sirar
    Tem 25, 2010 @ 15:14:04

    bir de minibüs ve araba çok güzel. cevdeti kucaklıyoruz!

    Cevapla

  3. ozguranne
    Tem 25, 2010 @ 22:19:50

    dusun ve paylas. bekliyorum benzer gundemlerde gezinirken…

    Cevapla

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Galeri Anne

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 44 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: