Jack’in oyuncakları
13 Oca 2012 Yorum yapın
İşin gerçeÄŸi ÅŸu ki, görmek istediÄŸim en az 5 yeri göremeden ayrılacağım Londra’dan. Tekrar gelmeye de üşeneceÄŸim muhtemelen. Sonrasında aklıma geldikçe “ahh ya, onu da yapsaydım” larla dolacak zihin tahtası.
En azından bazı açılardan içim rahat. Cevdet burda doya doya eğlendi, biliyorum.
Salı günü akvaryuma gittik, hala, anne, Cevdet. Akvaryum’un yeri ÅŸahane. London Eye’in yanı başında, önünde durup baktığında parlamento binasını tüm güzelliÄŸiyle görebiliyorsun. İstanbul’daki akvaryumla kıyaslarsak fakir ve küçük burdaki, ama yine de yarım günü bir çocuÄŸa hediye etmek için harika bir yöntemdi.
Köpekbalıklarını, Nemo’yu ve penguenleri görmek istedi en çok. Aradaki türlerde tablodan balığı seç, havuzda ara oynadık. EÄŸlenceli oldu.
Tabii ki çıkışta yine arabasında uyuyakaldı, biz de halasıyla beraber South Bank’te bir kahve içecek, bi soluk alacak zaman bulduk. Sanat faaliyetlerinin yer aldığı Royal Theatre binasına girip broşürleri uzun uzun okuduk.
O gün gündüz uyuyan Cev gece tabii  ki çok geç yattı ama değdi doğrusu.
ÇarÅŸamba günü de Chiswick house diye bir yere gitmiÅŸtik. Aslında amaç yol üstündeki parkta ve Chiswick house’un bahçesinde gölde yüzen ördek ve kuÄŸulara ekmek atarak yorulan Cevdet’i arabasında uyutup kuaföre gitmekti. Plan iÅŸledi ama Cevdet uyumadı. Ben saçımı kestirene kadar direndi, sonrasında kitapçıya doÄŸru yürürken uyuyakaldı. 2 saatlik uyku süresinde biraz alışveriÅŸ yapabildi annesi de. Gece kaçta uyuduÄŸuna ise hiç deÄŸinmiyorum.
Bugün ise baÅŸka bir güzel gün oldu Cevdet için. Sabahtan mahalle kütüphanesine gidip çocuk kitapları mevkiine konuÅŸlandık ve hangi kitabı istiyorsa okuduk. Sonra eve gelip öğle yemeÄŸi yedik ve halasının arkadaşını ziyarete gittik. Jack Cevdet’ten 3 ay kadar küçük, annesi Alman babası İskoç. Londra doÄŸumlu tatlı mı tatlı bir lokum. Hemen tüm oyuncaklarının Cev böcüsüyle aynı olması da harika oldu. Gerçi Jack TV’de Pingu’yu seyretmeyi tercih etti ama Cevdet oyuncakların tadını çıkarmaya yemin etmiÅŸti bir kere. Oradan ayrılırken “teÅŸekkür edebilirsin” dediÄŸimizde “Thank you very much” demesi herÅŸeyi açıklıyordu zaten.
Eve dönerken yolda uyumaması için kırk takla attım. Oyster kartımda (kent kart veya akbil gibi biÅŸey) kontör kalmadı, yürüsek uyuyacak. 2 durak için otobüse 2.3 pound ödedim pintilik hak getire. Neyse, geldik eve, yemek hazırladık, yedik falanç Cevdet cin oldu. KonuÅŸa konuÅŸa bitiremedi laflarını. Üstüne Jack’e hediye kitap seçerken bayılıp Cevdet için aldığım 2 kitap da tuz biber oldu, 3er kere okundu. Işıkları söndürene kadar uyumadı deli adam, neyse ÅŸimdi huzur içinde yatağında.
Bu hafta eÅŸim de yoktu, çok yoruldum gerçi ama Cevdet’e çalışmış olduk. Åžansımıza hava soÄŸuk deÄŸil, yaÄŸmur yaÄŸmadı hiç. Dışardaki faaliyetleri, park, oyun vb türü ÅŸeyleri saat 2ye kadar bitirmek gerekiyor ÅŸu anda burda. 2den sonra rüzgar çıkıyor ve soÄŸuyor hava. Zaten4te de kararıyor tamamen. DeÄŸiÅŸik memleket. Alıştım ya özlerim artık keratayı.
Daha İtalya vs Londra, Londra’da sevdiÄŸim yiyecekler ve mekanlar gibi ÅŸeyleri yazacağım. Buraya not düşeyim yazmazsam dürtükleyin.
Hadi ben de uyuyayım artık, iyi geceler.







